Anasayfa | Hakkımızda | Yayın İlkeleri | Künye | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

                                                 

   Gündem     Siyaset     Dünya    Teknoloji    Otomobil     Yaşam     Spor     Ekonomi     Sinema    Magazin    Sağlık    Net Haber    Kültür Sanat  

  Kuran'ı yakmayı planlayan rahibe tepki yağıyor  -  1 milyon kişinin KEY parası duruyor  -  Bilim adamları "kuru su" üretti  -  Eski eşe 14 saatlik işkence!  -  İngiltere'nin en eski evi  -  Erdoğan ve Bahçeli mitingleri sonlandırdı ama Kılıçdaroğlu durmak bilmiyor...  -  Bahçeli zehir zemberek!  -  Orhan Gencebay'dan 'evet'e yalanlama  -  Şok telekulak tespiti  -  AKP'nin firecilerinden biri açık verdi  -  Van savaş alanına döndü  -  Okyanusta dehşet anları  -  12 Dev Adam yarı finalde  -  Bono başına taç etti  -  Televizyon patladı!  -  Kadınların yeni gözdesi şifalı taşlar  -  Kaderin böylesi  -  Mehmet Öz hastalığını anlattı  -  Atatürk'ün odasında kimse kalmayacak  -  NASA'yı alarma geçiren göktaşları  -  

Anneciğim

Okunma  Yazar :
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 94
Tarih  Tarih : 03 Mart 2010 21:18

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

“Resimdeki gibi ayağa kalkabilecek miyim?” dedi. Öylesine ümitsiz bakıyordu ki gözleri. Genç kadın savaş açtı bakışlarındaki o ümitsizliğe.

Diline takılmıştı genç kadının:
“Ah anneciğim ah anneciğim, yaktın ya beni”
Sık sık mırıldanıyordu bu türküyü. Sonra kendine geldi ve:
“Anneciğimin beni yaktığı falan yok. 20 gün sonraya randevu aldık. Annem ameliyat olacak ve iyileşecek” dedi.
O andan sonra tekrarlamadı o türküyü.
O gün yorgun görünüyordu annesi. Ara sıra odasına çekilip uzanma ihtiyacı duyuyordu.
Usulca kapısını aralıyor ve hatırını soruyordu annesinin.
Hava çok sıcaktı ve bu sıcak havalar iyi gelmiyordu annesine.
Akşam oldu, yemekler yendi. Ve iki kızıyla annesi balkonda muhabbet etmeye başladı. Hiç böylesine özellerine girmemişlerdi anneleriyle. Hatıralar anlatıldı. Öfkeler ve sevinçlerden bahsedildi. Gündüzki yorgun anneden eser yoktu. Çok mutlu ve rahat gözüküyordu. Saat gece 02 olmuştu. Artık yatalım, dediler.
“Acaba son geceleri olabilir miydi?” diye aklından geçirdi genç kadın.
Sanki uğurlamayı andıran uzun ve muhabbet dolu bir gece olmuştu.
Genç kadın: “hayır, bu şeytanın vesvesesi, annem iyi olacak, ameliyat olmasına 19 gün kaldı.”
Sabah oldu “bu gece yine çok sıcak oldu, zor uyudum” diyordu, anne. Ve kızının da uyuyamadığından yakınıyordu. “Torunum uyutmadı kızımı, bu gece sürekli ağladı” diyordu.
Genç kadın: “Anne, bizi nasıl büyüttüysen, kızın da çocuğunu öyle büyütecek, sen onu düşünmeyi bırak, kendi sağlığını düşün” dedi. Ama anne yüreği farklıydı. Kendinden önce evladını düşünüyordu.
Kahvaltılarını yaptılar. Keyifli vakit geçiriyorlardı. Ağustos sıcağı devam ediyordu. Genç kadın, annesine su içmesini tembihledi. Ancak hiç su içme isteği duymadığını, söylüyordu anne.
Öğleden sonra balkonda oturdular. Genç kadın, elindeki kitapçıktan, annesine ameliyat sonrası yapacaklarından bahsetti. İyileşeceksin, torunlarınla güzel vakitler geçireceksin dedi. Ama annenin aklı anlatılanlarda değildi.
“Resimdeki gibi ayağa kalkabilecek miyim?” dedi.
Öylesine ümitsiz bakıyordu ki gözleri. Genç kadın savaş açtı bakışlarındaki o ümitsizliğe. “Torunlarının sana ihtiyacı var. Herkes, bir an önce iyileşip yanlarına dönmeni sabırsızlıkla bekliyor. Kalp ameliyatı olan ilk kişi değilsin” diyor, diğer yandan ameliyatı hakkında bilgileri okuyor, resimleri gösteriyordu.
Genç kadın, enerjisinin bitmekte olduğunu hissediyordu. Annesinin bakışlarındaki umutsuzluğu yenemiyordu.
Tam o sırada küçük oğlu aradı. Hatırını sordu. İşte o zaman biraz olsun gözleri ışıldadı. “İyiyim, ameliyat günümü bekliyorum” dedi. Telefonu kapattı ve tekrar uzanmak istediğini söyledi, odasına çekildi.
Kim bilebilirdi ki, son odaya gidişi… Midem bulanıyor, dedi. Kızının getirdiği leğene kustu. Tekrar tekrar kustu. Artık hiç iyi görünmüyordu. Cildi bembeyaz olmuş, gözlerindeki son enerji de kaybolmuştu.
Hemen ambulansı çağırdı genç kadın. Dördüncü kattan sedyeyle indirip, ambulansa koydular anneyi. Ambulansta oksijen bağladılar. Damadının elini sımsıkı tutuyordu. Belli ki çok korkuyordu. Biliyordu olacakları… Bilinci açıktı ama iyi gözükmüyordu.
Acil’e getirildi. Damar bulamıyorlardı ama damar yolunun açılması hayati önem taşıyordu. Uzun uğraşlardan sonra serum takılabildi. Ancak serum öylesine yavaş gidiyordu ki, bir problem vardı. Ve servise çıkardılar. “Çenem ağrıyor” oldu, son sözü. Son görüşü oldu annesini, genç kadının…
Uzun bir bekleyiş başlamıştı. Genç kadını evine yolladı eniştesi. Genç kadın, hissediyordu ters giden bir şeyler olduğunu ama yaklaştırmak istemiyordu ölümü annesine. İnanmak istemiyordu.
Sonunda, kız kardeşinin görümcesi: “ başınız sağ olsun” diyebildi kısık sesle.
İçinde tarifsiz bir acı hissetti genç kadın. Zaman durmuştu. Her şey anlamını yitirmişti. Yalnız kalmak ve ağlamak istiyordu, doyasıya ağlamak. Balkona çıktı, Kuran okudu, hem ağladı hem okudu. İnanamıyordu. Dün akşam uzun uzun sohbet ettiği annesi şu an yoktu. Gülümsemesi yoktu. Hüzünlü bakışları yoktu. Artık annesizdi dünyada.
Çok uzaklardan müzik sesi geliyordu. Birileri evleniyor olmalıydı. Genç kadın: “hayatın, devam ettiği birileri var, demekki” diye geçirdi aklından.
54 Yıllık ömrü tamamlamıştı annesi. Ameliyat gününü bekleyememişti ve geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetmişti.

Elif Öztürk

elifozturk@kelebekmail.com


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz


HABER ARA


Gelişmiş

SON DAKİKA HABERLERİ

Melisa Ç Melisa Ç
Survivor İhsan, öküzlük mü yapmış oldu?
ismail gül ismail gül
Domuz Gribi

ANKET

Hanti takım taraftarısınız









Tüm Anketler